http://ayrimaugradim.org/
HERHANGI BIR KIMLIĞINDEN DOLAYI EŞITSIZ MUAMELEYE UĞRAYANLARIN YA DA FARKLARINA RAĞMEN FARKLI MUAMELE GÖRMEDIĞI IÇIN MAĞDUR OLANLARIN HIKAYELERININ BIRIKTIRILDIĞI ORTAM.
Forumlardan/Bloglardan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Forumlardan/Bloglardan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Mart 2011 Çarşamba
26 Şubat 2011 Cumartesi
Terfi İçin Namaz
yıl 1991 yer şişli end.mes.lisesi,milli savunma dersine giren bir albay'ın ağzından dökülenler,okulumuzda namaz kılan öğretmen ve öğrenciler için bir mescit mevcuttu ve Allah kabul etsin bende arkadaşlarımın da destek olması sayesinde mümkün olduğunca namazlarımı kılmaya çalışıyordum,bir öğle namazı sırasında milli savunma dersine giren hocamız olan ismini hatırlayamadığım albay(dersin adı tam olarak bumuydu onuda hatırlamıyorum) mescidin kapısından girip namaza durdu,haliyle biz öğrenciler şaşırdık zira bir subayı namaz kılarken görmemiştik.kendisi sert mizaçlı biri olduğundan kimse onunla bir samimiyet kuramamıştı,fakat zamanla ilerleyen samimiyet sonrası oğlunun da subay olduğunu,kendisinin namaz kılması yüzünden emekliliğe ayrılması yönünde baskılar olduğunu ve oğlununda bu baskılar yüzünden ordudan ayrılıp ticarete atıldığını anlattı...
bu anlattıklarıma senaryo diyebilirsiniz,hikaye,roman yada ordumuzu karalama çabaları diyebilirsiniz,fakat şunu bilinki beni tanımıyorsunuz ve ben en çok yalan söylemekten korkarım,anlattıklarım o albayın ağzından çıkanlardır,onun söylediklerine tek kelime eklemedim...
3 Haziran 2009, Xmurat, http://forum.memurlar.net
3 Haziran 2009, Xmurat, http://forum.memurlar.net
Esarette bile Kürtlere ayrımcılık
Hakkari'nin Yüksekova ilçesine bağlı Dağlıca (Oremar) bölgesinde 22 Ekim'de çıkan çatışmada pkk tarafından esir alındıktan sonra bırakılan ve 10 Kasım'da tutuklanarak Van Askeri Cezaevi'ne gönderilen 8 asker hakkında hazırlanan iddianame tamamlandı. Askerler hakkında onlarca yıl hapis cezası isteyen askeri savcı, Mardinli er Ramazan Yüce için ise ömür boyu hapis cezası istedi. Savcının bu talebi orduda Kürt askerlere yönelik ayrımcılığı da bir kez daha ortaya koymuş oldu.
13-01-2008, ahsa, http://www.oyundayiz.biz/forum
25 Şubat 2011 Cuma
Gizli Ayrımcılık
"Bizi görmek bizi tanımak, bizi tanımak bize saygı duymak, bize saygı duymak bizi sevmeyi öğrenmek, bizi sevmek ise bütünleşmemiz için atılan ilk adım demektir"*Perakende sektörü ve üreticilere hitap eden bir dergide engellilerin konu edileceği söylenip benden bir yazı istendiğinde ilk aklıma gelen şey, nasıl bir yazı yazmamın daha doğru olacağı sorusuydu.
Aslında, yaşamının ilk 26 senesinde engellerden bihaber, sonraki 8 seneden beri ise omurilik yaralanması sonucu felç olup tekerlekli sandalye kullanan ve engelle(mel)erden mağdur olan biri olarak, sizlere, “Neden biz sakatlığı olan kişileri marketinize/alışveriş merkezinize/mağazanıza almıyorsunuz, bizi beğenmiyor musunuz?” diye sormam gerek; ama bunu sorarsam dergiyi elinizden bırakacağınızı, (hadi iyimser olayım) sayfayı çevireceğinizi düşünüyorum.
Oysa ben bundan sonraki satırları da dikkatle ve empati kurarak okumanızı umuyorum. Çünkü bu yazıda, yaptıklarınız kadar yapmadıklarınızdan da sorumlu olduğunuzu sizlere hatırlatmak istiyorum.
Bir binaya ya da hizmete erişimi bir grup için engelliyorsanız, bu ayrımcılıktır
Evet, sattığınız ürünü ya da hizmeti almak için mağazanıza gelmek istediğimde önümde aşamayacağım yükseklikler, geçemeyeceğim kapılar, arasında dolaşamayacağım darlıkta koridorlar, erişemeyeceğim yükseklikte raflar, içine sığamayacağım kabinler, kolayca ödeme yapıp ayrılamayacağım bir kasa varsa, beni engelliyorsunuz, yani ayrımcılık yapıyorsunuz demektir.
Hem sadece tekerlekli sandalye kullanan beni değil, yaşlıları, hamile kadınları, çocuklu anne-babaları, geçici bedensel rahatsızlığı olanları da engelliyorsunuz.
Ve biliyor musunuz, mağazanızın girişine “Sakatlar-hamileler-yaşlılar giremez” diye kocaman bir tabela asmakla, girişi engelleyici düzenlemeler yapmak arasında son kertede hiç bir fark yoktur. İkisinde de mağazanıza giremiyor ve hizmetinizi satın alamıyorum!
***
Herkes Gibi...
Mağazanızdan hizmet satın alamadım, ama öyle kolay kutulamazsınız benden ?
Hemen kapıdaki görevliye seslenip, adet olduğu üzere, “en yetkili kişi”yle görüşmek istediğimi söylerim.
“Buyurun ben yardımcı olayım Beyefendi” faslını, “yok, benim şikâyetim daha büyük, doğrudan yöneticinizle görüşmem gerek” diyerek geçerim.
“Buyurun sorunu ben ileteyim kendisine” üstelemesini de, “Hayır, çok teşekkür ederim, ama benim yöneticiyle görüşmem şart” diye aşarım.
Bunun üzerine istemeye istemeye elindeki telsizle amirine seslenir:
- 90-91, 90-91
- Dinlemede 91
- Burada bir müşteri var, yöneticiyle görüşmek istiyor, tamam.
- Neden? Tamam
- Bilmiyorum, sandalyesi var, galiba o konuda, tamam
- Ne sandalyesi? Tamam
- Üstüne oturuyor, tamam
- Kaldırsana, niye oturuyormuş sandalyede? Tamam
- Bilmiyorum, tamam
- Bizim sandalye mi? Tamam
- Hayır, kendi sandalyesi, tamam
- Bizim sandalyemiz değilse bizi neden ilgilendiriyor? Tamam
- Bizim girişte oturuyor, tamam
- Git başka yerde otur, demedin mi? Tamam
- Yok, öyle değil, içeri girmek istiyor, tamam
- Deli mi? Tamam
- Yok değil, tamam
- Ne istiyormuş? Tamam
- Yöneticiyle görüşmek, tamam
- Sen orada bekle, geliyorum, tamam
Telsizle bu uzun görüşmenin ardından görevli kan-ter içinde kalır mutlaka. Bu duruma sebep olduğum için bana kızgın olması da çok muhtemel tabii. Sakinleştirmek lazım...
- Mağazaya girmek isteyip, varolan kaldırımı aşamayınca, konuyu yöneticiye iletmek istedim
- Ben yardım ederdim geçmenize, yönetici çağırmaya gerek yoktu ki
- Biliyorum yardım ederdin, ama ben yardımsız girmek istiyorum
- Niye ki?
- Kendimi daha iyi ve özgür hissetmek için
- Nasıl?
- Sen mağazaya giren herkese yardım ediyor musun?
- Hayır
- Neden?
- Gerek olmuyor ki
- Tamam işte, ben de gerek olmasın, herkes gibi olayım istiyorum ?
- Peki. Şimdi amirim gelecek, onunla konuşursunuz.
O arada Amir gelir:
- Buyurun Beyefendi?
- Merhaba, demin arkadaşa da anlattım, mağazanıza girip alışveriş etmek istiyorum. Ama şu kaldırım ve önündeki merdiven bana engel oldu. Bu konuyu yöneticinize iletmek ve sorunu çözmesini talep etmek istiyorum.
- Yönetici şu anda toplantıda, konuyu kendisine ben iletirim.
- Yok, ben şahsen iletmek istiyorum mümkünse
- Peki bakayım ne zaman gelebilir
Kısa bir telsiz konuşması ve birkaç dakika sonra yönetici olduğunu söyleyen biri yanıma gelir. Mağazaya giremediğimi ve bu sorunun ortadan kaldırılmasını istediğimi hızlıca anlatırım ve hizmetten herkesin yararlanması için dikkat etmeleri gereken konuların yer aldığı şu kâğıdı kendisine veririm:
Hizmetten herkesin yararlanabilmesi için dikkat edilmesi gereken konular (1)
1. Kaldırım genişliği; İki tekerlekli sandalye için min. 180 cm. bir tekerlekli sandalye için 120 cm olmalıdır.Sonuç Yerine
2. Kaldırım ve rampa eğimi maksimum % 6 olmalıdır.
3. Tehlikeli yerlerde emniyet barları olmalıdır.
4. Yaya geçitleri: Yer seviyesinde olmalı, kaldırım yüksekliği azaltılmalı.
5. Kaldırım taşı yüksekliği: Geçiş seviyesinde (3 cm) ve kesintisiz olmalı
6. Yaya yolu: Baş ile aynı seviyede olan çıkıntılar tehlikelidir. Güneşliklerin alt kenar yüksekliği yerden minimum 200 cm olmalı. Yolu kapatan uyarı panosu, araba, bisiklet olmamalı. Zemin kaygan olmamalı.
7. Semboller (yazı ile yönlendirme): İyi okunabilmeli, 140-180 cm arasında aydınlatılmış yazılar tercih edilir ( tercih edilen yükseklik 150 cm).
8. Posta kutuları veya çöplerin vs. yüksekliği: Maksimum 120-130 cm.
9. Park yerleri: 50 park yerinden 1 tanesi tekerlekli sandalyeli özürlü için ayrılmış olmalı, ICTA panosu ile belirtilmeli, sarı renkli olmalı, minimum 350 cm olmalı.
10. Garaj: Bina girişinde olmalı, uzaktan kumandalı olmalı, elektrik düğmeleri çıkışa yakın olmalı.
11. Bina ana giriş kapıları: Eşiksiz, 80-100 cm genişlikte ve yerden otomatik açılışlı olmalı.
12. İç kapılar: Eşiksiz, ortalama 90 cm genişlikte olmalı,
13. Zemin kaplama: Kaygan olmamalı, tutan halılar olamamalı
14. Asansör genişliği: 110-140 cm olmalı.
15. Asansör kapı genişliği: 80 cm otomatik olmalı.
16. Asansör düğmelerinin yerleşimi ve yüksekliği: Yerden 90-140 cm yükseklikte ve yatay olmalı, karşı duvardan 40 cm uzakta yerleşmeli.
17. Asansörün diğer özellikleri: 85-90 cm yükseklikte tutunma barı olmalı. Telefonu olmalı. Halı kaplı olmalı. Açılır-kapanır koltuk olmalı. Yeterli manevra alanı olmalı.
18. Yoldan binaya giriş: Caddeden itibaren basamaksız olmalı, kaldırım maksimum 3 cm olmalı,
19. Tuvalet: Her 10 tuvaletten biri özürlü için ayrılmış olmalı, tekerlekli sandalye için uyarlanabilir olmalı.
20. Binadaki merdiven genişliği + yükseklik: 2 yükseklik + 1 genişlik =63 cm olmalı.
21. Oteller: Odaların % 5'i ya da en az 2 oda tekerlekli sandalye kullananlar için düzenlenmiş olmalı,
22. Telefon kabinleri: Her 10 telefondan biri özürlüye ayrılmalı. ICTA panosu ile belirlenmeli, kapı genişliği 90 cm, eni 120 cm, boyu 125 cm, yerden telefonun en üst yüksekliği 130 cm, rehber koyma yeri yüksekliği 120 cm olmalı.
23. Bekleme salonu, lokanta ve mağazalar: Kasalar arası mesafe 90-100 cm olmalı, uygun manevra alanı olmalı, lokantalarda uzun geçişler ve dik açılı kulvarlar minimum. 100 cm genişlikte olmalı.
24. Halka yönelik gişeler: Barlar arası mesafe 90-100 cm olmalı.
25. Tren, uçak, otobüs, taksi: İniş ve binişler için alçak basamaklar ya da rampalar olmalı, en az bir kompartıman özürlüye ayrılmalı, taksi kapı genişliği uygun transferi sağlamalı.
26. Sinema, tiyatro, konferans salonları: 300 koltuktan biri özürlü için ayrılmış olmalı yada arkadan girişli 4 kişilik 100-120 cm yer ayrılmalı, giriş ve çıkışlar uygun olmalı.
Fiziksel dezavantajı olan müşterilerinizi göz ardı etmemeniz hem müşterilerinize olan saygınızı göstermek için önemli, hem o müşterilerin alışveriş potansiyelini kaybetmemeniz için önemli, hem herkesi düşünen mağazacılık anlayışının diğer tüm müşterilerinizde yol açacağı olumlu algılamalar ve onların mutluluğu (aslında daha çok alışveriş yapması) için önemli, hem artık reklâm kadar önemli hale gelen sosyal projelere önem veren kurum imajının yansıtılması için önemli, ve hem de hepsinden önemlisi, siz mağazacıların asli kriteri olan “koşulsuz müşteri memnuniyeti” için önemli.
Hasılı, ben sizin müşterinizim ve koşulsuz mutlu olmak istiyorum...
(1) Doç.Dr. Tülin DÜĞER - Prof.Dr. Hülya KAYIHAN, “Tekerlekli Sandalye Kullanan Kişiler için Çevresel Mimari Engellerin İncelenmesi”, Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu
* Venezuella, Arjantin, Küba ve Uruguay tarafından kurulan TELESUR televizyonunun tanıtım sloganlarından biri.
http://www.engelliler.biz/forum/content/gizli-ayrimcilik-155/
Doktor Ben Şimdi Hasta mıyım Eşcinsel Olduğum İçin?!
Doktor sen söyle bana.Ben şimdi eşcinsel olduğum için hasta mıyım?Bedensel ve ruhsal olarak hiç bir sorunum yok ama.
Ne bir acıyan-ağrıyan yerim,ne de çevreme karşı bir saldırganlığım var.Üstelik hep saldırıya maruz kalan benim.Ben de bunlar hasta mı da bana saldırıyorlar diye düşünüyordum.Meğer hasta olan ben olduğum için her türlü kötü muameleye maruz
kalıyormuşum!Peki doktor bir insan hasta diye her türlü ayrımcılığa ve kötülüğe maruz kalmak zorunda mı?Bu devletin
eşcinselleri koruyup kazanması gerekmez mi?Hem neden çifte standart uyguluyor hasta isek eğer?Ben hasta isem çalışma ehliyeti verilmemesi veya eşcinsellerin tespit edilip karşı cinsle falan evlenmesine engel olunması gerekmez mi?Eşcinsellerin kamusal alanda bulunması eşcinselliğin yagınlaşmasına falan sebep olmaz mı?Bulaşıcı falandır neme lazım!
Ben şimdi suç mu işlemiş oluyorum doktor yıllarca eşcinselliğimi iş hayatıma karıştırmadan çalıştığım için?Yasalar bir şey yapamıyordur belki ama vicdanımın rahatsız mı olması gerekmez mi?Anladım."Devlet vergi alabilmek için görmezlikten gelip,heteroseksizmin kurallarına göre ayrımcılık yapıp cezasını kendi yöntemince kesiyor."diyorsun.İşverenler de keyfine göre işe alır veya çıkarır.Hesap mı verecek nasıl olsa.Verir üç kuruş tazminatını def eder başından.İş yerinde yaşadığın ayrımcılık da iş verene ödül olmuştur zaten zamanında egosal olarak.
Şimdi ben emeklilik için hizmet süremi tamamladım bütün ayrımcılıklara göğüs gererek ama kendi cinsimden olan eşimin devletin verdiği hizmetin hiçbirinden faydalandıramayacağım heteroseksüeller gibi yani.Ama devlet vergi alırken "Sen eşcinselsin,gelecekte devletten eksik
faydalanacaksın." diyerek benden eksik vergi almıyor ama."Devlet bütçesinden fazla ödenek ayırmamak için mi eşcinsellerin aile olmasına izin vermiyor" desem fazla iyi niyetli mi olmuş olurum?Ama eşcinseller zaten devletin resmi olarak imza karşılığında kuru-kuru onayına ihtiyacı olduğu için evlenmek istemiyor ki,eşit haklara sahip olmak için böyle bir şey istiyor.Çünkü daha eşcinsellerin heteroseksüeller gibi imza karşılığında sevdiğine sahip olmak ve ekonomik geleceğini güvence altına almak gibi toplumsal lüksü yok ki.Daha iş derdinde,aş derdinde,güvence derdinde.Nasıl güvenebilirim ki eşcinsellerden sevgiyi,sevişmeyi esirgeyen ve onların da paylaşım yaşama ihtiyacını görmezlikten gelen toplum temsilcilerinin tedavi yöntemine.Bunların derdi tedavi ederken öldürmek olmasın.
Ayrımcılığın en can acıtanı da devletin çelişkili tutumu.Hem "Eşcinselsin,otur oturduğun yerde." diyor,hem de karnını doyurmak için fuhuş yapan veya sanatsal alanlarda gösteri yapanları "Eşcinselliğe özendiriyorsunuz." diye yıldırmaya,sindirmeye çalışıyor.Devlet toplumun yansıması olduğuna göre bu çelişkili tutumu anormal görmemek gerek tabi.Toplumdan dışlanmamak için eşcinsel çocuklarını iki yüzlü bir şekikde evlendirmeye çalışan aileler bu toprakların fertleri değil mi?Sistem geleneksel biçimde yoluna devam etsin de bireyleri mutlu olmuş,mutsuz olmuş kimin umrunda.
Aklıma gelmişken,benim empati oranım da çok yüksek heteroseksüellere göre.Bu iyi olduğuma dair bir belirti sayılmaz mı?Ötekileştirilip ayrımcılığa fazla maruz kaldığımdan mı bu duyarlılığım yoksa?Vicdanım da çok gelişmiş durumda ama devlet personeli beni vicdansızlıkla suçladı.Kaç defa açık eşcinsel olarak kan vermek istediysem,"Sen eşcinselsin!" diye benden kan
bağışı kabul etmediler.Ama acil durumlarda kaç defa kan verdiysem hiç "Sen eşcinsel misin?" diye sormadılar.Bana doldurttukları formda da hiç eşcinsel olup-olmadığımı soran bir madde yoktu.Ama bu durumu anlattığımda "Senin vicdanına kalmış bir şey!"diyerek beni vicdansızlıkla itham ettiler.Oysa ben vücuduma bırakın nikotin,alkol gibi zararlı madde sokmayı gazlı içecek
bile içmediğim gibi,gereksiz kalori bile almam sağlığıma çok düşkün olduğum için.Benim cinsel yönelimim nasıl benim metabolik değerlerimi etkileyebilir ki?Tabii eşcinseller korunmasız seks yaparlar ve bulaşıcı hastalıkların da taşıyıcılarıdır değil mi?İstatistiki verilerin hiçbir önemi yoktur tabi önyargıların ve yanlış bilgilerin yanında;"Sen eşcinselsin,hastasın,sapıksın,orda dur.Yoksa kafanı koparırız!"
Kalkmış birileri de eşcinselliğin doğada karşılığı ne diye sormuş.Doktor ben kısır da değilim,iktidarsız da ama karşı cinsimle sevişmek de istemiyorum,kendi soyum-sopum devam etsin diye de bir kaygım yok.(Bilimsel olarak eşcinsellik genetiksel ve çevresel faktörlerin eşcinselliği ortaya çıkarmasından başka bir etkisi olmadığına göre eşcinselliğin bastırılması ve heteroseksüelleri memnun etmek için eşcinsellerin heteroseksüellerle evlenmesi eşcinselliğin daha fazla artmasına sebep olmaz mı?Al sana bir çelişki daha!Eşcinselliği hadım etmeye çalışırken daha mayalamaya çalıştıklarının farkında değiller.)Heteroseksizmin abartılı
üremesinden dolayı küresel dengelerin daha fazla alt-üst olmaması için bir lokma ekmeğe ihtiyacı olan çocukların bakımını üstlenmek istiyorum.Ama buna da izin vermiyorlar eşcinsellere sübyancı gözüyle baktıkları için.Oysa istatistiklere bakarsak tacizlerin,tecavüzlerin ve ensestin eşcinsellerle kıyaslanamayacak derecede heteroseksüeller tarafından gerçekleştirildiğini
görüyoruz.Bu da bir çeşit kendini başkaları üzerinden temize çekme politikası değil mi?
...
Doktor ben kendimi hiç hasta olarak hissetmiyorum hastalık tanımlarına uymadığı için eşcinsellik.Eşcinsel olarak çok mutlu ve huzurluyum.Şikayetim yok eşcinselliğimden.Ama heteroseksizmden çok çektim.Gasp,darp,tecavüz...Hani hasta kendi hastalığını hep reddeder ya,heteroseksizm de bir kendini sorgulasa diyorum.Hem heteroseksizmin tedavisi olduğuna göre eşcinsellik mi hastalık,heteroseksizmi savunanlar mı?Düşünmeye bile gerek yok aslında .Eşcinselliği hastalık olarak görenler çözümü başka yerde arıyorlar bence.Eşcinsellik kabul edildiği zaman heteroseksizm de tedavi olacak ama habisleşmiş bir uru bilgi bistürüsü ile
temizlemek de pek mümkün olmaz.Çünkü iktidar her zaman haklıdır egemenliği kaybetmemek için.Yeni nesili bu bu habisleşmiş urdan ne kadar uzak yetiştirebilirsek,huzurlu bir yaşam için bireyselliğin ön planda olduğu bir geleceğimiz olabilir ancak.
Heteroseksizmin derdi eşcinselleri düşünüp,onları tedavi etmek falan değil.Sadece iktidarı kaybetme korkusu ve o koltuğu korumak için canlının temel ihtiyaçlarını baskı unsuru gibi tabusal silahlara dönüştürüp,çoğunluğu arkasını alarak vurmaya çalışması.O silahı geri teptirmenin tek yolu da eşcinsellerin eşcinsellikleriyle barışması,"Sana ne benim
hastalığımdan"demesi.
"Size ne bizim eşcinselliğimizden,hastalığımızdan!"
http://halilkandok.blogspot.com/2010/03/doktor-ben-simdi-hasta-mym-escinsel.html
Ne bir acıyan-ağrıyan yerim,ne de çevreme karşı bir saldırganlığım var.Üstelik hep saldırıya maruz kalan benim.Ben de bunlar hasta mı da bana saldırıyorlar diye düşünüyordum.Meğer hasta olan ben olduğum için her türlü kötü muameleye maruz
kalıyormuşum!Peki doktor bir insan hasta diye her türlü ayrımcılığa ve kötülüğe maruz kalmak zorunda mı?Bu devletin
eşcinselleri koruyup kazanması gerekmez mi?Hem neden çifte standart uyguluyor hasta isek eğer?Ben hasta isem çalışma ehliyeti verilmemesi veya eşcinsellerin tespit edilip karşı cinsle falan evlenmesine engel olunması gerekmez mi?Eşcinsellerin kamusal alanda bulunması eşcinselliğin yagınlaşmasına falan sebep olmaz mı?Bulaşıcı falandır neme lazım!
Ben şimdi suç mu işlemiş oluyorum doktor yıllarca eşcinselliğimi iş hayatıma karıştırmadan çalıştığım için?Yasalar bir şey yapamıyordur belki ama vicdanımın rahatsız mı olması gerekmez mi?Anladım."Devlet vergi alabilmek için görmezlikten gelip,heteroseksizmin kurallarına göre ayrımcılık yapıp cezasını kendi yöntemince kesiyor."diyorsun.İşverenler de keyfine göre işe alır veya çıkarır.Hesap mı verecek nasıl olsa.Verir üç kuruş tazminatını def eder başından.İş yerinde yaşadığın ayrımcılık da iş verene ödül olmuştur zaten zamanında egosal olarak.
Şimdi ben emeklilik için hizmet süremi tamamladım bütün ayrımcılıklara göğüs gererek ama kendi cinsimden olan eşimin devletin verdiği hizmetin hiçbirinden faydalandıramayacağım heteroseksüeller gibi yani.Ama devlet vergi alırken "Sen eşcinselsin,gelecekte devletten eksik
faydalanacaksın." diyerek benden eksik vergi almıyor ama."Devlet bütçesinden fazla ödenek ayırmamak için mi eşcinsellerin aile olmasına izin vermiyor" desem fazla iyi niyetli mi olmuş olurum?Ama eşcinseller zaten devletin resmi olarak imza karşılığında kuru-kuru onayına ihtiyacı olduğu için evlenmek istemiyor ki,eşit haklara sahip olmak için böyle bir şey istiyor.Çünkü daha eşcinsellerin heteroseksüeller gibi imza karşılığında sevdiğine sahip olmak ve ekonomik geleceğini güvence altına almak gibi toplumsal lüksü yok ki.Daha iş derdinde,aş derdinde,güvence derdinde.Nasıl güvenebilirim ki eşcinsellerden sevgiyi,sevişmeyi esirgeyen ve onların da paylaşım yaşama ihtiyacını görmezlikten gelen toplum temsilcilerinin tedavi yöntemine.Bunların derdi tedavi ederken öldürmek olmasın.
Ayrımcılığın en can acıtanı da devletin çelişkili tutumu.Hem "Eşcinselsin,otur oturduğun yerde." diyor,hem de karnını doyurmak için fuhuş yapan veya sanatsal alanlarda gösteri yapanları "Eşcinselliğe özendiriyorsunuz." diye yıldırmaya,sindirmeye çalışıyor.Devlet toplumun yansıması olduğuna göre bu çelişkili tutumu anormal görmemek gerek tabi.Toplumdan dışlanmamak için eşcinsel çocuklarını iki yüzlü bir şekikde evlendirmeye çalışan aileler bu toprakların fertleri değil mi?Sistem geleneksel biçimde yoluna devam etsin de bireyleri mutlu olmuş,mutsuz olmuş kimin umrunda.
Aklıma gelmişken,benim empati oranım da çok yüksek heteroseksüellere göre.Bu iyi olduğuma dair bir belirti sayılmaz mı?Ötekileştirilip ayrımcılığa fazla maruz kaldığımdan mı bu duyarlılığım yoksa?Vicdanım da çok gelişmiş durumda ama devlet personeli beni vicdansızlıkla suçladı.Kaç defa açık eşcinsel olarak kan vermek istediysem,"Sen eşcinselsin!" diye benden kan
bağışı kabul etmediler.Ama acil durumlarda kaç defa kan verdiysem hiç "Sen eşcinsel misin?" diye sormadılar.Bana doldurttukları formda da hiç eşcinsel olup-olmadığımı soran bir madde yoktu.Ama bu durumu anlattığımda "Senin vicdanına kalmış bir şey!"diyerek beni vicdansızlıkla itham ettiler.Oysa ben vücuduma bırakın nikotin,alkol gibi zararlı madde sokmayı gazlı içecek
bile içmediğim gibi,gereksiz kalori bile almam sağlığıma çok düşkün olduğum için.Benim cinsel yönelimim nasıl benim metabolik değerlerimi etkileyebilir ki?Tabii eşcinseller korunmasız seks yaparlar ve bulaşıcı hastalıkların da taşıyıcılarıdır değil mi?İstatistiki verilerin hiçbir önemi yoktur tabi önyargıların ve yanlış bilgilerin yanında;"Sen eşcinselsin,hastasın,sapıksın,orda dur.Yoksa kafanı koparırız!"
Kalkmış birileri de eşcinselliğin doğada karşılığı ne diye sormuş.Doktor ben kısır da değilim,iktidarsız da ama karşı cinsimle sevişmek de istemiyorum,kendi soyum-sopum devam etsin diye de bir kaygım yok.(Bilimsel olarak eşcinsellik genetiksel ve çevresel faktörlerin eşcinselliği ortaya çıkarmasından başka bir etkisi olmadığına göre eşcinselliğin bastırılması ve heteroseksüelleri memnun etmek için eşcinsellerin heteroseksüellerle evlenmesi eşcinselliğin daha fazla artmasına sebep olmaz mı?Al sana bir çelişki daha!Eşcinselliği hadım etmeye çalışırken daha mayalamaya çalıştıklarının farkında değiller.)Heteroseksizmin abartılı
üremesinden dolayı küresel dengelerin daha fazla alt-üst olmaması için bir lokma ekmeğe ihtiyacı olan çocukların bakımını üstlenmek istiyorum.Ama buna da izin vermiyorlar eşcinsellere sübyancı gözüyle baktıkları için.Oysa istatistiklere bakarsak tacizlerin,tecavüzlerin ve ensestin eşcinsellerle kıyaslanamayacak derecede heteroseksüeller tarafından gerçekleştirildiğini
görüyoruz.Bu da bir çeşit kendini başkaları üzerinden temize çekme politikası değil mi?
...
Doktor ben kendimi hiç hasta olarak hissetmiyorum hastalık tanımlarına uymadığı için eşcinsellik.Eşcinsel olarak çok mutlu ve huzurluyum.Şikayetim yok eşcinselliğimden.Ama heteroseksizmden çok çektim.Gasp,darp,tecavüz...Hani hasta kendi hastalığını hep reddeder ya,heteroseksizm de bir kendini sorgulasa diyorum.Hem heteroseksizmin tedavisi olduğuna göre eşcinsellik mi hastalık,heteroseksizmi savunanlar mı?Düşünmeye bile gerek yok aslında .Eşcinselliği hastalık olarak görenler çözümü başka yerde arıyorlar bence.Eşcinsellik kabul edildiği zaman heteroseksizm de tedavi olacak ama habisleşmiş bir uru bilgi bistürüsü ile
temizlemek de pek mümkün olmaz.Çünkü iktidar her zaman haklıdır egemenliği kaybetmemek için.Yeni nesili bu bu habisleşmiş urdan ne kadar uzak yetiştirebilirsek,huzurlu bir yaşam için bireyselliğin ön planda olduğu bir geleceğimiz olabilir ancak.
Heteroseksizmin derdi eşcinselleri düşünüp,onları tedavi etmek falan değil.Sadece iktidarı kaybetme korkusu ve o koltuğu korumak için canlının temel ihtiyaçlarını baskı unsuru gibi tabusal silahlara dönüştürüp,çoğunluğu arkasını alarak vurmaya çalışması.O silahı geri teptirmenin tek yolu da eşcinsellerin eşcinsellikleriyle barışması,"Sana ne benim
hastalığımdan"demesi.
"Size ne bizim eşcinselliğimizden,hastalığımızdan!"
http://halilkandok.blogspot.com/2010/03/doktor-ben-simdi-hasta-mym-escinsel.html
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)